‘ARTIK YETER!..’
Samsun’da ortak açıklamada bulunan KSEK, DİSK, TMMOB ve TTB, barışçıl protesto hakkının engellenemeyeceğini belirterek hükümeti uyardı

Samsun’da Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu(KESK), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu(DİSK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği(TMMOB), Türk Tabipleri Birliği(TTB), düzenlenen ortak basın açıklamasıyla iktidara sert tepki gösterdi. İktidardan, ‘Baskıcı politikalara son’ vermesi istenilen açıklamada, “Barışçıl protesto hakkı engellenemez. Yeter artık” denildi.
DEMOKRASİ VE HUKUK YOK SAYILIYOR
Çiftlik Mahallesi Süleymaniye Geçidi’nde bir araya gelen KESK, DİSK, TMMOB üyeleri adına basın açıklamasını yapan KESK Dönem Sözcüsü Uğurcan Albak, özetle şunları söyledi:
“Bugüne kadar binlerce kez söyledik. Bir kez daha söyleyelim. Emeğin haklarını korumanın, kazanımlarını kalıcı hale getirmenin yolu demokrasinin, adaletin, hukukun üstünlüğünün, barış ve kardeşliğin tesis edilmesinden geçmektedir. Ancak Türkiye’de uzun yıllardır ülkeyi yönetenler emeğe, emekçilere sırtını dönmüştür. Dolayısıyla demokrasi, adalet, hukukun üstünlüğü gibi temel değerler de bizzat ülkeyi yönetenler tarafından yıllardır yok sayılmaktadır.
BASKICI, ŞİDDET POLİTİKALARI
Seçme ve seçilme hakkımızdan sendikal hak ve özgülüklerimize, düşünceyi ifade özgürlüğünden toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkımıza, haber alma hakkımıza kadar en temel hak ve özgürlüklerimiz ayaklar altına alınıyor. Her şey, hepimizin gözleri önünde yaşanıyor. Ülkeyi yönetme kudretini gittikçe kaybeden, ekonomiyi çıkmaza sürükleyen iktidar bir yönetememe krizi yaşıyor. Bu krizi demokratik yollardan aşamayacağını gördükçe baskıcı politikalara, hukuksuzluğa, şiddete daha fazla sarılıyor.
İMAMOĞLU, TUTUKLAMALAR VE GÖSTERİLER
Bunun için 1 yıl önce halkın oylarıyla seçilen yüzlerce belediye başkanı ve meclis üyesi hakkında yeni yeni soruşturmalar açılıyor, yerlerine kayyımlar atanıyor. Bunun için 16 milyonluk bir şehrin Büyükşehir Belediyesi Başkanı’nın 35 yıl önce aldığı diploması Cumhurbaşkanı adayı olmasını engellemek için hukuksuz bir şekilde iptal ediliyor. Gizli tanıkların “görmedim, şahit olmadım ama öyle dediklerini duydum” gibi garabet ifadeleri ile tutuklanıyor. Bunun için özerk, bilimsel, demokratik bir üniversite isteyen öğrencilerinin kampüslerinin önüne TOMA’lardan barikatlar kuruluyor. Yüzlerce üniversite öğrencisi şafak vakti yurtlarına, evlerine yapılan baskınlarla gözaltına alınıyor, tutuklanıyor.
İSTANBUL BAROSU VE TUTUKLANAN GAZETECİLER
65 bine yakın üyesiyle dünyanın en büyük barolarından biri olan, hukukun ve adaletin yılmaz savunucusu İstanbul Barosu’nun yönetimi görevden alınıyor. Halkın gerçekleri görmesi engellenmek isteniyor. Muhalif basın hedef alınıyor. Gerçeği halka ulaştırmak isteyen gazeteciler tutuklanıyor. Ülke öyle bir hale getirildi ki, sokak röportajına katılan yurttaşlar hatta falcılar dahi iktidara, siyasilere hakaret gerekçesi ile gözaltına alınıyor, cezaevine konuluyor.
‘ÇOCUKLARIMIZIN ÜZERİNDEN ELLERİNİZİ ÇEKİN’
İşin özü, emeğin haklarının yok sayıldığı, demokrasinin, hukukun, adaletin kırıntılarının dahi ortadan kaldırılmak istendiği sancılı bir süreçten geçiyoruz. Bizler emek ve demokrasi örgütleri olarak buradan bir kez daha ilan ediyoruz. En temel haklarımızı yok sayan, emeğe kölelik dayatan bu düzeni kabul etmiyoruz. Ülkeyi yönetenlere de buradan çağrıda bulunuyoruz.
Yeter artık. Barışçıl protesto hakkını engellemekten vazgeçin. Bu hakkı kullanmaktan başka bir şey yapmadığı için gözaltına alınanları, tutuklananları serbest bırakın. Üniversite öğrencilerinin, çocuklarımızın üzerinden ellerinizi çekin. Hukuktan yoksun şafak baskınlarına, gözaltı ve tutuklamalara derhal son verin.”
Sibel TOPAL