Düşünceler Hakkında Düşünmek
Gizem ÖZBEK’in kaleminden..

İnsan yoğun bir kaygı yaşadığında sanki hep eksik bir şey varmış gibi hisseder. Hep yapılacak başka şeyler varmış da gözden kaçırıyormuş gibi düşünen kişinin panik hali devam eder.
Böyle zamanlarda kişinin kendisine sorması gereken iki soru vardır:
Yapmam gereken şeyler neler?
Yapmam gereken şeyleri yaptım mı?
Bunları yaptıktan sonra sanki sürekli test ediyormuş gibi şunu da yapmalıyım bunu da yapmalıyım gibi bir moda girmeden yalnızca yapılanları yaptım ve hayatın diğer alanlarına odaklanmam gerek telkinini kişinin kendisine verebiliyor olması önemlidir.
Ayrıca, başımıza ne gelirse gelsin, durum ne kadar ciddi olursa olsun hayatın rutinleri bozulmamalı. Mesela sabah belirli bir saatte kalkıp aileyle zaman geçiriliyorsa ya da sabah erken bir saatte kalkıp spor yapılıyorsa yine bu rutinlere mümkün olduğunca devam edilmeli.
Rutinler ne oranda bozulursa kaygıyı kontrol edebilme becerisi de o oranda güçleşecektir.
Yapılabilecek olanlar yapıldıysa ve başka bir şey yoksa durmadan bu konuyu düşünmek yerine onu bir kenara bırakıp hayatın normal akışına odaklanmak gerekmektedir. Elbette bu durum bizi tamamen rahatlatmayacaktır fakat ilk baştaki gibi kaygının bizi ele geçirmesine de neden olmayacaktır. Yani bu şekilde davranarak kaygımızı kontrol edebilir, olması gereken seviyede kalmasını sağlamış olabiliriz.
Elbette bu süreçte rutinlerimiz büyük oranda bozuldu; her birimiz mümkün olduğunca evde kalıyoruz, evde daha çok zaman geçiriyoruz ve kendi kendimizle kalıyoruz.
Evde kaldığımız süreyi kazanılmış, hak edilmiş değil maruz kalınmış, mecbur bırakılmış bir zamanı yaşadığımızı düşündüğümüz için de zaman zaman verimli kullanamıyor olabiliriz.
Bu süreci yalnızca bu hastalık hakkında okumak ya da bu hastalığa odaklanmak yerine kendimizi geliştirecek aktiviteler bularak geçirmeye çalışırsak yalnızca kaygımızı kontrol etmekle kalmayıp aynı zamanda süreci de verimli hale getirmiş oluruz.
Örneğin daha önce izlenmek istenen filmler, videolar, diziler, okunmak istenen kitaplar gibi ruhumuzu zenginleştirecek etkinlikler bulup onlara odaklanabilirsek aslında bu sıkıntılı süreci daha etkin ve verimli geçirmiş olabiliriz.
Süreç bağlamında hissedilen kaygı ve endişenin normal olduğu kabul edilmeli; kaygı ve endişenin hayatımızı ciddi anlamda etkisi altına almamasına dikkat edilmelidir. Bu noktada dikkatimizi hala yapabildiklerimize ve sahip olduklarımıza yöneltmeyi başarabilirsek içerisinde bulunduğumuz süreci daha problemsiz, kaygı ve endişe düzeylerimizi optimum seviyede tutarak geçirmeyi başarabiliriz.
Atakum Belediyesi Kadın Meclisi üyesi Psikolog Gizem Özbek