İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ

Kış boyu yolunu gözlediğimiz bahar mevsimi ha geldi ha gelecek derken, bahar aylarını geride bırakıp yaz aylarına girdik bile.
Baharın müjdeleyicisi masmavi gökyüzü, yemyeşil doğa, rengârenk çiçekler, oldukça bekletti bizi. Geçen senelerde olduğu gibi bu sene de kış ve yaz arasındaki zaman aralığı daralmaya devam ediyor. Baharlar neredeyse yok oluyor.
Sabahın erken saatlerinde başlayan kuş cıvıltıları, şırıl şırıl akan dereler, güneşin sıcak yüzü kendini yaza saklıyor.
İnsanoğlunun doğaya verdiği tahribat, mevsimlerin tepkilerinden de anlaşılıyor. Bir günde 15 ˚C sıcaklık değişiminin yaşandığı ülkemizde yaz ve kış birbirine bağlanıyor.
Denizinde kulaç attığımız, çimenlerinin üzerinde yattığımız, dalından meyvesini topladığımız, deresinden su içtiğimiz doğa; geriye dönüp bakmadığımız için bizi cezalandırıyor.
Girdiğimiz denize evsel atıklarımızı attığımız yetmiyormuş gibi sanayi atıklarımızı da bırakıyoruz. Şehrin tüm kanalizasyonunu denize döküyoruz.
Piknik alanlarına, o üzerine yattığımız çimenlere sanki bir daha ihtiyacımız olmayacakmış gibi çöpümüzü bırakıyoruz. Yaktığımız ateşin közlerini söndürmüyor, koca ormanları aleve veriyoruz.
Hepimiz el ele veriyor araçlarımızın egzoz dumanıyla sarıyoruz gökyüzünü. Parfümler sıkıyor, sigaralar içiyor, olmadık yakıtlar kullanarak aslında doğanın canını yakıyoruz.
Geriye dönüp baktığımızda bize neşe veren, coşku katan doğamızın yok olduğunu görüyoruz.
Benim anlamadığım; bunu göre göre, bile bile NEDEN devam ediyoruz? Bize her şeyiyle kendini feda eden bu güzellikleri neden reddediyoruz?
Hayattaki en değerli varlıklarımız olan çocuklarımıza doğal güzelliklerden daha büyük nasıl bir miras bırakabiliriz?
5 Haziran Dünya Çevre Günü’ydü. O gün piknik alanlarını dolduran sevgili dostlar, ayrılırken geriye dönüp baktınız mı?
Lütfen duyarlı olalım. Bugün şehrin yoğunluğundan kaçıp geldiğiniz o yere çocuklarınızın da ihtiyacı olacak.
Sağlıklı bir gelecek umuduyla…